İki gündür uyuyamıyorum. Nedeni yarınki Felsefe Tarihi sınavı mı, yoksa hayatımdaki eksikliğin farkına varmam mı bilmiyorum.
Sınava adam akıllı çalışmadım. Tuttuğum notları okudum, biraz kitap karıştırdım ve Felsefe Tarihi çalışmayı bir kenara bıraktım. Hiç bir zaman çok çalışkan biri olmadım zaten. Doğama aykırı bir şey yaptığımı düşünmüyorum sınav konusunda.
Diğer mevzuya çok değinmek istemiyorum. Aklımla hislerimin arafında bir yerde, hangi yöne gideceğimin kavgasındayım. Sanırım uykularımı kaçıran, beynimi çatlatan, gözlerimi karartan bu arafta olma durumu. Eğer gerçekten cennet ve cehennem varsa ve tabii araf da varsa; araf olmak isteyeceğim en son yer olurdu. Nereye gideceğini bilmemek kadar baş ağrıtan bir şey var mı şu hayatta? Vardır mutlaka ama şuan benim başımı bu durum Felsefe Tarihi sınavından daha çok ağrıtıyor.
Annem tarot falıma baktı bugün, aklınla hislerin arasındasın ama aklını dinlemezsen acı çekeceksin dedi. Sanırım inanmadığım şeylere kulak vereceğim. Aklımı dinleyeceğim. Eksikliklerimle, eksilttiklerimle yaşamaya devam edeceğim.
Kutay, hatırlıyo musun? Geçen gün "uyuyamamak kötü olsa gerek" demiştim. Uyuyamamak korkunç bir şey, deneyimledim ve hala sözümün arkasındayım. Uyuyamamak hiç bir zaman sadece uyuyamamak olmuyor. Pişmanlık duymak, suçlamak, suçlu hissetmek, hayal etmek, nefret etmek, özlemek, üzülmek, korkmak, boğulur gibi olmak... Uyuyamamak çok fazla şey. Öyle çok şey ki, uyumayarak çok fazla şey daha yaptığımı hissediyorum. Yapmasam daha iyi olurmuş gibi şeyler...
Helin'in tavsiyeleriyle kaptırdım kendimi bu gruba. Black Heart Procession dinliyorum.
Benden tüm uyuyamayanlara, başı ağrıyanlara, pişmanlık duyanlara, kendini eksik hissedenlere, arafta kalanlara gitsin:
The Black Heart Procession- Why I Stay
Kasım 08, 2009
Uyuyamamak
Masalcı: Berber Pire zaman: 15:22 0 Elma düşmüş gökten
Mesela: Berber Pire'nin Güncesi
Sil baştan.
Ben sevdim yeni halini, siz de sevin.
Masalcı: Berber Pire zaman: 10:24 0 Elma düşmüş gökten
Mesela: Duyuru
Ne acayiplikler var yahu...
Kardeşim zaten çok acayip laflar eden bir çocuk. Hani böyle artist laflar etmek isteyip de bir yandan da çocukluğun getirdiği salaklığı da saklayamamaca olur ya... Aynen öyle lafları var kardeşimin. Mesela bugün babama şey dedi:
"Annem sana sesleniyo, kulağını dört dik baba!"
Asıl garip olan evde bunu benim haricimde kimsenin yadırgamamasıydı bence.
Neyse kulağı dört dikmek diye bir şey söylendi artık. Bir ilki daha gerçekleştirmiş olduğumuzu ve ilklerden bir tane daha eksilttiğimizi düşünüyorum. Her şeyi tüketiyoruz arkadaş.
Masalcı: Berber Pire zaman: 06:45 0 Elma düşmüş gökten
Mesela: Berber Pire'nin Güncesi
Yazıklar olsuunn!
Blog teması anket şeysiyle ilgili bi maruzatım var...
Şimdi anket sonuçlarına bakacak olursak:
Değiştir gayri, zaten bu konsepte hiç uymuyordu. Hem o ne ya, çok feminen.
1 (16%)
Değiştirme alıştım ben buna, gayet sevimli hem. Manyak.
1 (16%)
Boş işlerinin adamısın arkadaş. ( bu şıkkı seçenler mail adreslerini versin lan!)
1 (16%)
Fark etmez ya. Önemli olan iç güzellik.
1 (16%)
Yeni temanın nasıl bir şey olacağına bağlı, şimdi ezbere konuşamam.
1 (16%)
Ben değiştirme desem değiştirmeyecen sanki hee...
0 (0%)
Bu şıkkı seçtim çünkü manyağım.
4 (66%)
Uzun uzadıya düşünmüştüm, benim anketime oy vercek arkadaşlardan kim neye oy verir diye. Özellikle "boş işlerin adamısın" şıkkına kim oy vermiş olabilir diye baya kafa patlatmıştım. Kimi yaftalarım yok değildi ama hakikat hiç ummadığım bir kişiden geldi. Öğrendim ki o oy, tite hağnımdan gelmiş. Yazıklar olsun sana! Sildim attım seni alın yazımdan =D
Neyse, kendim de oy vermiştim ve tabii ki de "bu şıkkı seçtim çünkü manyağım"a oy verdim. O şıkka oy verenler! Cansınız, canansınız.
"önemli olan iç güzellik" diyen kim yahu? Valla çok iyi yürekliymişin.
Neyse ben değiştiriereyim şu temayı. İçim sıkıldı.
Masalcı: Berber Pire zaman: 06:37 0 Elma düşmüş gökten
Mesela: Berber Pire'nin İthaf Ettikleri
Kasım 06, 2009
Matiz'e blog açtım
Matiz'e blog açtım, profil sayfamdan ulaşabilirsiniz kendisine doğruca. Yani elimizde neler var Matiz dediğimizde;
Bir adet g mail adresi:
fanzin.matiz@gmail.com
Bir adet facebook grubu:
Matiz Fanzin
Bir adet blog hesabı:
Matiz Fanzin
Masalcı: Berber Pire zaman: 03:51 0 Elma düşmüş gökten
Mesela: Duyuru
Kasım 05, 2009
H-iç ses
Şu sıralar iç sesimle aram pek iyi değil. Gerçi sevinsem mi üzülsem mi bilemedim. Normalde, ne zaman yalnız kalsa kendisiyle ve geçmişiyle konuşmaya başlayan; otobüs yolculuklarını, kütüphane ziyaretlerini, uyumadan önceki yatakda dönüp durmacaları içsesimle buluşma alanları olarak değerlendiren biriyim. Peki ne değişti? Hala otobüs yolculukları yapıyorum(hem de her gün), hala kütüphanede öylece oturuyorum, hala yatağa yattığımda bir süre dönüp duruyorum... İç sesim yok! Bir süreliğine benden gitti ya da ben ondan gittim, çok emin olamıyorum. Sanırım birbirimizi üzdüğümüzü düşündük. Birbirimize çok dürüst davrandık, geçmişi sorguladık, gelecekten şüphe duyduk, bugünü yaşamayı unuttuk. Gidenin derdine düştük, kalanları yok saydık. Omuz omuza verince gerçeklik gitti, ben, içsesim ve keşkeler kaldı. İç sesler mutlu şeyler değildirler. Bu yüzden mutlu etmeyi bilmezler. Arasıra umut taşır, yüzümüzü güldürürler ama tekrar buluştuğunuzda o umuttan eser kalmamıştır. Yerine koskoca bir karamsarlıkla sizi de içeri doğru çekerler.
Bazen iç seslerin, aslında kaybeden insanlar olduklarını ve dibe bata bata başka bir forma yani içten gelen seslere dönüştüklerini düşünüyorum. Aslında içimde sesi yankılanan o şey, bir zamanlar benim gibi boşlukta yer kaplayan bir insandı. Öyle çok dibe yaklaştı ki sonunda dibin kendisi oldu.
...ve sonra kendisi gibi dibe çekilebilecek bir insanın içine, sadece onların duyabileceği bir ses olarak sızdı. Yalnız anlarına yoldaşlık etti ve her seferinde O'nu da bir sese dönüştürmek için dibe doğru çekti.
Bunun sebebi içindeki kötülük hissi değil, bunun sebebi hala sahip olduğu insani duygular. Yalnız kalmak istemiyor, içinde tutunduğu insanı seviyor ama onunla sadece "arada bir" görüşmek istemiyor. Hep yanında olsun istiyor. Bu yüzden onun da kendisi gibi olmasını istiyor.
İşte bu yüzden, iç seslerimiz tam anlamıyla kaybetmişler. Bu yüzden bir süredir uzağız sevgili iç sesimle. Yalnız anlarımda kendimi oyalıyorum ki, sesi içimde yankılanmaya başlamasın. Aslında daha az yazmam da bundan. Yazarken içimde mırıldanıp duruyor çünkü.
Sevgili iç sesim, seni seviyorum ama bir süre uzak kalalım. Sadece bir sesten ibaret olmaya hazır değilim.
...ve sanırım hiç bir zaman senin kadar kaybetmiş olmayacağım.
Masalcı: Berber Pire zaman: 22:55 0 Elma düşmüş gökten
Mesela: Berber Pire'nin Güncesi
Kasım 03, 2009
Hayatımdan insan manzaraları-III
Evet, bu bölümü ısrarla devam ettiriyorum peki neden? Manyak olduğum için mi? Tabii ki evet! Manyak olduğum için. Yoksa burdaki kişi ve kuruluşlar tamamen hayal ürünü.(!)
"Herkesin sevdiği şeyleri sevemem."ciler: Bu farklı olmacalık hikayesiyle fazla içli dışlıdırlar. Herkes gülüyorken onlar somurtur, herkes susuyorken onlar konuşurlar. Millet Mersin'e giderken onlar tersine giderler. Kesinlikle can sıkıcı insanlardır. Dost olunmaz, oturup iki kelam laf bile edilmez. Mümkünse görüldükleri anda yanlarından kaçarak uzaklaşmak gerekir.
"Ay bu giyisinin aynısı bende de vardı, sende gördüm ya ben artık ölsem giyemem."ciler: Genelde bayan olurlar ve hemcinslerine saldırırlar. Giyisilerine karakter mi yüklediklerindendir nedir, o giydiklerinin fabrika çıkışı olduğunu ve ekonomik düzen gereği o üründen daha bir sürü olduğunu unuturlar. Can sıkıcıdırlar.
Şuan aklıma daha gelemedi, bu ikisini de şimdi yazmazsam unutacaktım. Neyse nasılsa bu bölüme bayılıyorum, hep yazacağım. He bir de, "hangisini benim için yazdın?" diye soruyorsunuz ama ben kişi düşünerek yazmıyorum. Kafama göre bok atıyorum. Yani şu tiplemeyi sana yazdım diye bir piçlik yapmadım henüz.
Blogumda küfrettim, piç dedim, evet. Ayıptı.
Masalcı: Berber Pire zaman: 14:28 6 Elma düşmüş gökten
