Yollara düşmek mi daha güzel, yollardan dönmek mi? Uğruna düştüğün yolun sonunda umduğunu bulamamak mı daha kötü, yollardan dönüp vardığın yuvayı özlemle kucaklamadığını anlamak mı?
3-5 günlük 'uzak' kalmanın ardından, ceplerimde bir kaç soru, bolca yorgunluk vardı. Montumun omuzlarında da başka şehirlerden emanet yağmur damlalarının aslında kurumuş olan ıslaklığı.
"Ölüm nedir?" sorusuna, beni bir süre kandırabilecek bir cevap bulmuş olmanın 'dayanılmaz hafifliği' yüklendi sırtıma ki ilk defa Kundera'yı adam yerine koydum.
Ölüm, galiba, anlamı noksak kalmak olan hayatın bitmesi. Evet, hayatın bitmesi yeni bir şey değil, bunu zaten biliyordum. Peki ama hayatın noksan kalmak olduğu yeni değil mi? Her gün, bir başka güne güvenip, biraz daha bol 'keşke' ve 'plan'la kafamı yastığa koymuyor muyum? Her sabah, bir kaç ertelenmişliğe biraz daha ertelenmişlik eklemiyor muyum? Noksan kalarak yaşıyorum yani. Ölüm, noksan kalarak yaşamanın sonu, evet. Bir tamamlanmışlık değil ama. Sadece noksan kalmaya devam etmeyeceğim. Tüm o eksikliklerimle birlikte öleceğim. Yine tamamlanmamış ama tamamlanmamaya devam etmak olmayacak yalnızca.
Belki bunu demek istememişti filozof ama ben hem noksan kalarak yaşamaktan hem de tüm bu noksanlığımla ölecek olmaktan korkuyorum şimdi.
Ölmek benim için tarifi imkansız bir yalnızlıktı zaten.
İnsan kendini sevecek bir şeyler beklerken mi zaman geçiyor, yoksa kendisinin seveceği bir şeyler beklerken mi?
Sanki tüm çabalar boşunaymış gibi. Nasılsa hep noksan kalmaya mahkumuz ve tüm bu çabalar, tüm bu sevmek sevilmek mevzuları sadece noksan kalacak olmamızı unutmak için ama olmuyor. En tekinsiz anda, 'eksik' öleceğin gerçeği çarpıyor suratına.
Bu yazıyı yazmaya hiç istekli değilim artık. Kopuk kopuk, birbirlerini tamamlamayan paragraflar burada böylece kalsın. Bu yazı da tamamlanmamış, öylece, bir anda ölmüş sanki.
Şubat 08, 2010
Angst
Masalcı: Berber Pire tİktak 10:26
Mesela: Berber Pire'nin Güncesi
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

0 Elma düşmüş gökten:
Yorum Gönder