O evden çıktığında ben hep uyuyor olurdum. Uykusu çok hafif biri olmama rağmen, onun gittiğini hiç duymazdım. Uyandığımda baş ucumda hep aynı yazıyı bulurdum. Hep aynı el yazısıyla yazılmış, hep aynı cümle: 'Menekşelere su vermeyi unutma.'
Sabah kalktığımda ilk işim, kağıdı katlayıp diğerlerinin de durduğu kutuya koymak olurdu. Sonra tabii, gider menekşelere su verirdim.
Benimle yaşamaya başladığı ilk gün, ona bana menekşeleri sulamam gerektiğini hatırlatmasını söylemiştim. O da ikinci günden başlayarak, evden çıkmadan önce baş ucuma hep aynı notu bıraktı. Eve geri döner dönmez de, ilk 'Menekşelere su verdin mi?' diye sordu. Ben hep görevimi yerine getirmiş olmanın gururuyla başımı salladım.
Bir gün salonun ortasında duran menekşelere bakarak öylece otururken bana, ona yüklediğim sorumluluğun altında ezildiğini söyledi. Neyden söz ettiğini anlamayarak gözlerimi kocaman açıp ona baktım. 'Menekşeler,' dedi, 'menekşeler, beni deli ediyor. Bir sabah sana menekşeleri sulaman gerektiğini hatırlatmayı unutur da evden çıkarsam diye kendimi yiyip bitiriyorum.' Duyduklarımdan şaşkın, 'Ama unutmuyorsun ki hiç!' diyebildim.
'Bana böyle güvenmen, menekşelerin canını bana emanet etmen... Ne bileyim. Yoruyor beni.'
Sonra yine dönüp menekşelere bakmaya devam etti. Ben de menekşelere baktım. Menekşeler oralı bile olmadılar.
Sonraki sabahlar farklı olmadı. Baş ucumda yine hep aynı yazıyla uyandım. Her sabah yanımda bulduğum kağıdı diğerlerinin de durduğu kutuya koydum.
Her şey tam da gitmesi gerektiği gibi giderken, bir sabah uyandığımda kağıt yanımda yoktu. Uyurken sağa sola dönüp durmuş, kağıdı da yatağın orasına burasına fırlatmışımdır düşüncesiyle yatağı yerle bir ettim. Kağıt yoktu. Kağıdın orda olmayışına öyle sinirlendim ki, menekşeleri sulamam gerektiği aklımda olsa bile menekşeleri sulamadım.
Tüm gün kulağım kapıdan gelecek anahtar sesinde, menekşelere bakarak öylece oturdum. Ne menekşeler soldu ne de kapı çaldı. O akşam gelmedi. Artık gelmeyeceğinden emin olduğum bir saatte, sabaha yanımda menekşelere su vermem gerektiğinin yazdığı o kağıdı bulmak umuduyla uyudum. Sabah yanımda kağıdı aradım, yoktu. Bir önceki güne nazaran daha az umutla baktım yatağın sağına soluna.
Sonra hiçbir şey değişmedi. Kurduğum yeni düzende sabah kalktığımda yanımda bulamadığım kağıdı aramak vardı. Sonra kızıp menekşeleri sulamamak. Akşam olduğunda kapının çalmayışına şaşırmak...
Kutuda duran kağıtların sayısı bir daha asla artmadı. Ben bir daha asla menekşelere su vermedim. Solup öldüklerinden emin olduğumda onları evimden dışarı attım.
Artık menekşeler yoktu.
Ağustos 24, 2010
Menekşeleri unutma
Masalcı: Berber Pire tİktak 11:32
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 Elma düşmüş gökten:
çok güzel gerçekten,elinize sağlık :)
Yorum Gönder